Kutlu Gün: 3 Mayıs

Dikkat, yeni bir pencerede aç. e-Posta

3mayis_1944

Dönemin gaflet içinde bulunan yöneticilerine ve bu gafletten yaralanarak köhne ideolojilerini körpe dimağlara aşılamaya çalışan kızıllara karşı Türkçüler’in galebe çaldığı 3 Mayıs’ın bugün 65. sene-i devriyesini kutlamaktayız.

65 yıl önce, dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na Hüseyin Nihâl Atsız’ın, devletin çeşitli kademelerinde özelliklede eğitim kurumlarında yuvalanmaya çalışan komünistleri deşifre etmesi millî şuur uyanıklığını sağlayan kutlu bir dönüm noktası olmuştur.

Bu deşifre, Orkun dergisinde neşredilen iki açık mektupla olmuş, özellikle eğitim kurumlarında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından himaye edilen komünistlerin paçaları Hasan Ali ile birlikte tutuşmaya başlamıştır. Bu tutuşma neticesinde; Hasan Ali, tek parti diktasının ve İsmet İnönü’nün destekleriyle bütün nüfuzunu kullanarak Atsız’ı ve adeta O’na selam veren herkesi tutuklatmıştır. Lâkin açık mektuplarla millî şuur uyanıklığını sağlayan dönemin milliyetçi gençleri 3 Mayıs’ta Türklüğe ve Atsız’a destek vermek için Ankara’da nümayiş düzenlemişlerdir. İşte bu nümayiş köhne ideoloji komünizmi ülkemizde tatbik etmek isteyenlerin engellenmesi sonucunu doğurarak, tarih sayfasına Türkçüler’in adlarını altın harflerle yazılmasını sağlamıştır.

Atsız’ın açık mektuplarıyla ve Türkçü gençlerin nümayişi ile telaşlanan Hasan Ali, Sabahattin Ali’ye “Irkçılık ve Turancılık” ismiyle anılan davayı açtırmış bunun sonucunda tutuklanan Türkçüler, “tabutluk” denen izbelerde işkencelere maruz kalmışlardır. Lâkin en doğru tanık olan tarih; Türkçüler’in haklılığını göstermiş, vatanımızı icat olunduğu ülkelerde bile batan köhne ideoloji komünizmin yıkıcılığından kurtardıkları için onları bugün hayırla yâd edilen kişiler haline getirmiştir.

Tek parti diktasından ve İnönü’den izinsiz bir tek nümayişin veya toplumsal hareketin yapılmadığı dönemde, vatanlarının Sovyet Rusya’nın müstemlekesi haline dönüşmesini önlemek için yapılan nümayişi düzenleyen birkaç bin vatan evladı ve komünist yardakçıları tarafından işkencelere maruz bırakılan ülkü devleri bugünün vatan evlatları tarafından hayırla yâd edilmektedir.

Atsız’ın, “Irkçılık ve Turancılık” davasındaki savunmasının sonunda zikrettiği “…yanılmaz hâkim olan zaman, yani tarih, hepimiz hakkında en âdil kararı verecek, Irkçı ve Turancı olduğum için mahkûm olursam bu mahkûmluk hayatımın en büyük şerefini teşkil edecektir.” sözleri gerçekten O’nun güneş kadar pak olan şerefini daha da pak hale getirmiş ve O ve Başbuğ Türkeş başta olmak üzere işkencelere maruz kalan ülkü devlerini asil milletimizin gönlüne kazımıştır.

3 Mayıs’ta yürüyenlere, işkencelere maruz kalanlara, 3 Mayıs ruhunu taşıyanlara selam olsun.

Abdullah Karahisarlı