Türk'e Türk'süz Eğitim
Kara Kagan tarafından yazıldı. Perşembe, 28 Mayıs 2009 16:52

Rahmetli Atilla İlhan, “Bu Memlekette her zaman yüzde 10 hain vardır”. demişti. Ama, yaşayıp bugünleri görse, bu oranın az olduğunu söylerdi.
Denir ki Milli Eğitim, bir milletin geleceğini, Eğitim Bakanı da O Eğitimi yönlendirir.
Bu kural herhalde, Devleti kuran, yaşatan, yaşamasına kan veren, can veren Irktan, nefret edilmeyen, düşmanlık beslenmeyen Devletlerde geçerli.
Milli bir kafa Ulusal bir ruh Türk’e ve Türk Devleti’ne haram galiba.
Arkadan destekli tepeden inme taze, Milli Eğitim Bakanı Nimet Hatun, mealen şöyle ferman buyurur!:
“Okullarda sabahları okutulan Türküm Doğruyum Çalışkanım İle başlayan AND tartışılacak ve sonunda ya kaldırılacak ya da andımız kabile dili dahi olsa, her dilde okunacak.”
Türk’üm kelimesi Kandildeki teröriste batar. Kentlerdeki kravatlı kabuklu teröriste ve yardakçılarına da batar. Meclisteki İşbirlikçi devşirmelere de batar, Recep’in bir numaralı Ağabeyi, beyninin yarısı dediği tescilli başka bir bölücü Kürtçü dağlardaki” Ne Mutlu Türküm Diyene “ Düşmanı hain AKP’li vekil, İ. Aslan’a da batar, Onu da anlarım da Türklüğü ve Türk’e ait bütün değerleri koruması gereken Türk’ün Milli Eğitim Bakanı Hatun’a niye batar da, AND’ımızı tartışmaya açar. Ya bir şekilde cevheri aslisi bozuk, ya iradesi, beyni tutsak yada birilerine işbirlikçi uşak. Başka ne ola ki.
Hainler sadece kandilde mecliste sokakta Kürtçülük yapanlar değildir. Türk görünüp de, içi yeşil yada siyah nice işbirlikçi Türk’ler vardır ki, hainlere
rahmet okuttururlar.
Sen, Türk’ün, “Türküm Doğruyum Çalışkanım” demesini tartışmaya açarsan, birileri de senin niye el üstünde tutulduğunu anlatır kalem kalem, dolaşır
ağız ağız.
Recep Efendi; Ilımlı İslam’ın, Kürt’çülüğün ve Amerikan uşaklığının en çok sürüm yaptığı bir sırada, hem İngiliz işbirlikçisi Kürtçü Sait’in ve hem de, Amerikan çizme yalayıcısı Feto’nun azat kabul etmez kölesi olan Kürtçü ve Arap yalak Hüseyin Çelik’i niye alaşağı edip de , Ağasına nimet üst Nimet Hatun’u bakan yapar. Bu Hatun’un hikmeti hüdası çapı ve geçmişi nedir ki ? Her türlü Geleneksel şeriatçı, milli görüşçü, Bayrak sallayıcı olan bakanlar bile, tırpan yerken, Hatun’a rütbe üstüne rütbe takılır. Recep Efendi’nin yükselişini; Emperyalistlere verdikleriyle, işbirliği ve Küresel Eşkıyaya sunduğu Türk’ün asırlık değerleri ve diz çöküşü iledir. Peki senin verdiğin nedir ki, böyle vazgeçilmez olup bakanlıktan bakanlığa, yükselerek koşarsın Nimet Hatun.?
Hüseyin Çenesini tutamayıp Türk’e Türkün eğitimine ihanetlerini pervasızca konuşmaya başladığı için mi yaptığı bunca Dinci ve Kürtçü yıkıcı icraatta sonra yüzü mü eskidi Hüseyin’in? Türk’leri daha fazla uyutacak surat mı kalmadı? Ya da İhaneti derinleştirerek Türk’e ait ne varsa yok etmenin perdelemesini, etekleri dizde, yeni işbirlikçi makyajlı yüzde, aradıkları için mi Nimet Hatun bakandır? Derler…
Ve bir zaman sonra İstanbul da bir ilköğretim okulu. Öğrenciler okul bahçesine toplanmış AND’ımızı söyleyecekler. Okul Müdürü , ayırmış öğrencileri ırklarına göre bir bi 1 Rus, 1 Romen, 2 Moldavan, 2 Abaza, 3 Çerkez, 2gürcü, 2 Ermeni, 2 Boşnak, 2 Arnavut, 2 Fars, 8 Kırman’çı Kürt, 2 Arap, 1 Rum, 1 Yahudi, 1 Süryani, ….Ve 158 Türk. Andımızı herkes kendi dilinde söylemeye başlar, Babil Kulesi gibi. Türk’lerin sesi diğerlerini bastırır. Müdür megafonla bağırmaya başlar.
“Türkler; siz sesinizi alçaltın”,
Diğer etnik öğrenciler kendilerini, baskı altında hissediyor. Türkler seslerini alçaltırlar, Müdür gene bağırır;
“Biraz daha kesin sesinizi başımı belaya mı sokacaksınız”?. Çünkü taze Milli eğitim bakanından tamim gelmiş, Türk’lerin sesi öyle bir az çıkacak ki, en küçük etnik grubun sesinden de az olacak. Türk’lerin sesini kesmek Müdürün görevi Müdür Feto’cudur. (İsterse olmasın.) İçinde başka bir ırka karşı uşaklık oluşmuştur. İnsanı insan yapan erdemlerini birilerine emanet edip kelepçeletmiştir. Birde Türk’lerin sesini kesmezse, öğretmen yapılıp ta Kürdistan sınırına sürülmek var. Türk Çocuklar Tekrar başlarlar Türküm Doğruyum, Müdür; kıçını yırtarcasına bağırır:
“Kesin ulan sesinizi kesin” …
Türk Çocuklar susarlar. Türküm Doğruyum Çalışkanım demek kadar, bir Türk çocuğu için onur ve gurur verici ne olabilirdi ki?. Artık Türküm çıkmaz ağızlardan. Müdürün yüzünde güller açar haa! işte böyle. Bakın diğer ırktan olan kardeşlerinizin dilleri sesleri ne kadar da güzel! Ne O? Gök gürlemesi gibi Türk’lerin insanı ürperten ve korku salan sesleri. Türk öğrenciler itilmiştir kakılmıştır hakarete uğramışlardır. Sorarlar kendi kendilerine ? Burası kendi yurtları değil midir? Cumhuriyeti dedeleri Türkler kurmamış mıydı? Niye ki bu itme, kakma, örseleme? Bir anlam veremezler buruktur içleri çocukların Din ve Dindarlık kisvesi altında, Adı konmayan Türk’ten İntikam alma ve Türk’ü ezme ne zaman bitecek acep? Bilinen ve görünen O ki. En son, TÜRK’üm diyebilen Türk evladı da işbirlikçilere diz çökünceye kadar, Mustafa Kemal’in yaptığı her şey yok edilinceye bu aşağılık kin ve intikam devam edecektir Türk’e.
Okuldan dönen Aybüke akşam evde Babasına sorar. Baba bizim yurdumuz vatanımız neresi? Bu vatan artık bizim değil mi? Bize okulda Türküm Doğruyum Çalışkanım dedirtmiyorlar. Sadece diğer çocuklar kendi dillerinde okuyorlar. Baba iç çeker diyemez çocuğuna;
“Kendi içimizden çıkan, hayatlarında başka bir ırkın yardakçılığını yapmaktan öte,meziyetleri olmayan uşak ruhlu ve Türk’e karşı aşağılık kompleksleri olan işbirlikçilere; yine kendi içimizdeki sürüleşmiş, müritleşmiş İnsanlar, Din ve dindarlık adına Yönetim’i Küresel Eşkıya’nın yandaşlarına, teslim ettiler de ondan kızım..” Diyemez.
Ve bekle kızım; Yeni bir Kürşad Çin Sarayı yerine, sadece, Adı Türk olan devşirmelerin, işbirlikçilerin İşgal ettiği Türk Kurultayını basıp teslim alıncaya kadar.
Ya bir Bilge Kağan çıkıp; Beyinleri dumura uğramış iradeleri başkalarına teslim edilmiş, sürüleşmiş Yığınları, beyin ve ruh esaretinden kurtarıp onları adam edip başlıya baş eğdirinceye, dizliye diz çöktürünceye kadar. Ya da bir Kemal gelip, dün Anadolu’dan kovduğu Emperyalistlere uşaklık yapanları, Efendi’leriyle beraber Kuyruklarını, bacak aralarına sıkıştırıp kıçlarına dahi bakmaya fırsat bulamadan çakal sürüleri gibi bu Yurdu terk edinceye kadar. Bekle kızım diyemez.
Derse, O zaman Aybüke sormaz mı? Peki Baba, Onlar bütün kin ve hınçlarıyla Türk’lüğe saldırırken, Siz Türkler Ne yapıyorsunuz?. Babanın göğsüne kara bıçak saplanır ve içinden geçirir. Ne de zormuş Türk Vatanın da Türk olmak ve kendi hainlerini evladına anlatamamak.
Tengri Yarlıgasın
Kara KAGAN

