Kürt Değil Kürtçülük Sorunu

Dikkat, yeni bir pencerede aç. e-Posta

kurtculuk

Bazı gafiller tarafından devamlı dillendirilen “Kürt Sorunu”, hiçbir aslı-astarı olmayan uydurma bir lâkırdıdır. Bu lâkırdının ardından ileri sürülen görüş ve istekler ise asla kabul edilemeyecek lâf-ı güzaflardır.
Türkiye’de “Kürt Sorunu” diye bir şey yoktur. Sorun bazı hainlerin yaptığı Kürtçülüktür. Bu Kürtçülük de ırkçılığa varan bir yapıyı ihtiva eder. Aslında bu da abes bir durumdur. Olmayan bir ırkın/milletin ırkçısı olmaz. Lâkin Kürtleri ayrı bir millet olarak gören bir güruh vardır ki düpedüz Kürt ırkçılığı yapmaktadır.


Bazı bilim adamlarına göre Kürtler, bir Türk boyu (Kürt Türkleri) veyahut ta Türkî yani Türk’e benzeyen bir topluluktur. Bende Kürtlerin bir Türk boyu olduğuna ya da en azından Türkî (akraba) olduklarına inananlardanım. Bunun için Kürt ırkçılığına (Kürtçülüğe) abes diyorum.

“Kürt Sorunu” olduğunu iddia eden zevat devamlı olarak “Kürtlere asimilasyon politikası uygulanmıştır.” ve “Kürtler ayrımcılığa maruz kalmıştır.” gibi yalanları ortaya atmaktadırlar. Kürt Türkleri söylendiği gibi hiçbir zaman asimile edilmeye çalışılmamıştır. Yukarıda da arz ettiğim gibi Kürtler bir Türk boyu olduğu için, zaten asimilasyona gerek yoktur. Bir Türk boyu niçin Türkleştirilmek istensin? Hadi diyelim bir asimilasyon politikası güdülmüş olsun. Bunun sonucunda, şimdi Kürtçülük yapan müptezeller güruhunun Kürt diye bir addan bile haberleri olmazdı.

Ayrımcılık yapıldı iddiası da tamamen yalandır. Bu ülkede ben Kürt’üm diyen bir şâhısa hiçbir yerde ve zamanda ayrımcılık yapılmamıştır. Bu yalanı söyleyen müptezeller, okula, işe vb. yerlere sırf Kürt olduğu için alınmamış bir tek kişiyi bile gösteremezler. Ama biz, 35 bin masumun katili terörist başı Apo’nun Ankara SBF’de okuduğunu, Şerafettin Elçi gibi Kürt milliyetçiliği (!) yapan birinin bakanlık yaptığını, hatta Kürt oldukları söylenen İsmet İnönü, Cemal Gürsel ve Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı gibi en yüksek mertebeye kadar çıktığını gösterebiliriz.

Kürtçülerin sorun olarak adlandırdıkları, asimilasyon ve ayrımcılık iddiaları yalandır. Ama eğitim ve ekonomi konusunda sorunların olduğu da gerçektir. Lâkin bu sorunları da sadece devlete fatura etmekte hakkaniyete uymaz. Bölgedeki aşiret ve ağalık sistemi bu sorunların ana kaynağıdır. İyi eğitim alan ve belirli ekonomik düzeye çıkan bir bireyin daha akılcı bir şekilde davranacağı açıktır. Sorun bellidir ve bir an önce eğitim ve ekonomi konularına kalıcı çözümler bulmakla hallolunur.

Kürtçülük yapan müptezeller güruhunun dillendirdikleri yalanlar Türkiye’nin millî bütünlüğünü bozmak isteyen dış güçlerin bir planı ve Kürtçülük yapanlarda bu planda bulunan birer piyondurlar. Yıllarca, kurdukları ve finanse ettikleri PKK ile bir iç kargaşa çıkarmaya çalışan dış güçler hiçbir zaman başarıya ulaşamamışlardır, eminim ki bundan sonrada ulaşamayacaklardır. PKK tarafından kandırılarak ya da zorlanarak dağa çıkartılanlar varsa, vatanını canla-başla savunan Korucular da vardır. Bu durum da bize, Kürt Türklerin de ayrılma ve bir devlet kurma gibi bir düşüncenin olmadığını göstermesi bakımından önemlidir.

Türkiye, bölgeye eğitim ve ekonomi bakımından kalıcı çözümler getirirse Kürtçülük yapan müptezellerin ellerindeki kozları almış olur. Sorun asimilasyon, ayrımcılık, siyasal kimlik gibi şeyler değil eğitim ve ekonomidir ve çözülmesi de elzemdir.


Abdullah KARAHİSARLI