Türk’ün Çilesi ve Doğu Türkistan
Abdullah Karahisarlı tarafından yazıldı. Perşembe, 09 Temmuz 2009 07:43

Geçtiğimiz günlerde Doğu Türkistan’da başlayan katliam nedeniyle 150’den fazla Uygur Türk’ü şehit olmuş, 800’den fazlası da yaralanmıştır. Çin yönetimi altında ağır zulme maruz kalan birçok Uygur Türk’ünün yaşadığı bu son katliam maalesef ilk değildir. Birçok kez katliama uğramış ve asimilasyon politikalarıyla sindirilmeye çalışılmışlardır.
Türkler; haksız yere idam edilmiş, yaşadıkları Özerk Bölge’ye ekonomik yatırımlar engellenerek fakir bırakılmış, işkence kamplarına atılarak ağır işkencelere maruz kalmış, çoğunlukla yaşadıkları yerlerde nükleer denemeler yapılmış, ikiden fazla çocuk sahibi olmalarına izin verilmemiş ve zorla kürtaj edilmişlerdir.
Yaklaşık 30 milyon nüfusa sahip, Atayurt’umuzun kadim sakinlerinin çileleri hala daha devam ediyor. Her fırsatı değerlendiren Çin yönetimi yeni bir soykırım zeminini yakalayarak faaliyete geçmiştir. Avrupa’nın suskunluğundan ve Türkiye’nin vurdumduymazlığından faydalanarak sürdürdüğü bu soykırım artık had safhaya ulaşmıştır. Bir an önce Türk dünyasının hamisi olarak nitelendirdiğimiz Türkiye, Çin’in bu tutumuna karşı bir şeyler yapmalıdır.
Bu son katliam “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” sözünün doğruluğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Bu sözü kullandığımızda bizi faşistlikle yaftalayanlar, bu durum karşısında ne denileceğini, nasıl karşı çıkılacağını bize göstermelidirler. Lâkin onlar için Türk’ün haksızlığa uğraması veya katledilmesi pek önemli değildir. Çünkü “Bulgaristan’dan 340 bin Türk zorla tehcir edilmiştir, Doğu Türkistan’da insanlık suçu işlenmektedir, Batı Trakya Türklerine karşı asimilasyon politikası güdülmektedir” demek, ne Nobel kazandırır ne de Soros’dan nemalanmayı.
Avrupa devletleri ise Türk’e yardım etmeyi bırakın, O’na karşı düşmanlık edenlerin en büyük destekleyicisi olduğundan, Türk’ün çilelerine karşı hep bîgane kalmıştır. PKK’lı teröristlere parlamentolarını açan, Türkiye’nin üniter yapısına aykırı girişimleri dayatan bir Avrupa’dan tabii ki Türk’e destek vermesi düşünülmez. Lâkin Filistin için “one minute” diyerek Türkiye’nin Ortadoğu ve İslâm coğrafyasına olan desteğini gösteren Başbakan Erdoğan’dan, Türkiye’nin Türk dünyasına olan desteğini göstermesi için de bir şeyler yapmasını bekliyoruz.
Biz her zaman “zalime Yavuz, mazluma Yunus” olduğumuzu söyleyen asil bir milletin fertleriyiz ve bu keyfiyetimizle hep gurur duyduk, artık bunu Türk dünyası için de işi fiiliyata dökerek yapmamız lâzımdır. 21. asrın Türk asrı olduğunu söyler dururuz lâkin hal böyle olmuyor. 21. asırda Türklere olan zulümde fahiş derecede bir artış var.
Bizim için Dağlıca’da, Gabar’da, Cudi’de şehit olan bir Mehmehçik’le, Urumçi’de, Kerkük’te, Karabağ’da şehit olan bir soydaş arasında hiçbir fark yoktur. Asil Türk milletinin, hepsi için yüreği yanmaktadır. Biz artık 50 milyonluk kutlu şehitler kafilesine yeni bir üye değil, Türk’ün makûs talihini değiştirecek kutlular kafilesine üye yetiştirmek istiyoruz.
Artık yeter! Türk’e karşı her türlü zulüm dinmelidir. Türk’ün yaşam hakkına saygı gösterilmelidir. Türk’ün üzerindeki kirli emellerden vazgeçilmelidir. Ve artık Türk titreyip kendine dönmelidir.
Tanrı Türk’ü Korusun.
Abdullah Karahisarlı

