Firavun, İbrahim ve Bülent
Kara KAGAN tarafından yazıldı.

Hüsnü Bey! Manisa Mutasarrıfıdır. (valisidir.)
Yunan Ordusu İzmir’i işgal ettiğinde Vali Hüsnü; işgal Manisa’ya gelmez, direniş örgütleme kenti terk etme gibi tedbirlere gerek yok demiştir.
Bir Müddet sonra Yunan Ordusu Manisa’ya yönelir.
Vali Hüsnü , doğudan gelen Yunan Ordusuna Hastane önünde, daha sonra İstasyona koşturarak Yunan işgal birliği komutanı Yarbay Çakaloz’ a ikinci karşılama töreni düzenler.
İzmir’in işgalinden bir gün sonra Vali hüsnü, Şeyh Sükuti, Hacı Mehmet Efendi
Ve Efes Metropoliti Yokavim ile beraber Yunan Başkomutanlığına çıkar.
Vali Hüsnü; eller göbekte bağlı Boynu biraz düşmüş halde Yunan Komutana
şöyle der:
Ekselansları;
Egemenliğimizi sizinle paylaşmak istiyoruz
Bunun için sizlerin Yüksek emirlerinizi bekliyoruz.
Yunan İşgal Komutanı emreder.
*Ne yapıp edin silahların Türklerin eline geçmemesine dikkat edin
*Direniş gösterebilecek Türklerin listelerini bize bildirin.
Manisa işgal edilmeden bölge komutanı Bekir Sami bey Mevki komutanı
Ahmet Zeki Beye Emir gönderir.
Ne pahasına olursa olsun Cephanelikteki silahlar Manisa’dan dışarı çıkarılarak
Kaçırılacaktır.
Ahmet Zeki Bey Elinde kalan çok az sayıda askerle depodan ilk parti silahları
yüklerken Vali Hüsnü İngiliz Komiserle gelir Ahmet Zeki Bey’i tehdit ederek
silah yüklenmesini durdurur.
Peki, İşbirlikçi Hüsnü Silahların depolardan çıkmasına izin vermezde ne olur?
Sakarya Savaşında 30 Bin silaha ihtiyaç varken
Türk evladı MEMET’ler vatan savunması sırasında Silahsızlıktan
düşman karşısında yok olurken şehit düşerken
Vali Hüsnü gibi işbirlikçiler sayesinde Manisa’daki silah depolarındaki
48 bin tüfek 88 top ve diğer bütün Cephane işgalci Yunan Ordusunun
eline geçmiştir.
Ayrıca bütün Resmi evraklar Vali Hüsnü( yadis ) tarafından Yunan Alayına
teslim edilmiştir.
Manisa’nın 3.5 yıl işgal altında kaldığı süre içinde Vali Hüsnü’nün
işbirlikçiliğini yaptığı Yunan İşgal Ordusu On binlerce Türk evladını öldürmüş
binlerce kadın kıza tecavüz edilmiş
binlerce ev yakılarak Türk evlatları evleri barklarıyla diri diri yakılmışlardır.
Mustafa Kemal 1 Eylül 1922 de “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri”
komutunu verince
İşbirlikçi Vali Hüsnü soyduğu talan ettiği altın mal mülkle
Yunan Ordusuyla beraber Önce İzmir’e Sonra Sakız adasına kaçmıştır.
Daha sonra Pirayus’a oradan Elefsis’e yerleşmiş
Triya’da Kilisesinin papazı tarafından vaftiz edilerek Hıristiyan olmuştur.
V e aynı zamanda ismini Hüsnüyadis yaparak ölene kadar Yunanistan adına
Türkiye hainliğine devam etmiştir.
Bu Hain, soysuz ve İşbirlikçi Hüsnüyadis’in Torunu Bülent Ergenekon adı altında
Amerika ve AB’nin emirleri doğrultusunda işbirlikçi devşirmeler ve
onların uşakları tarafından Türk Evladına yapılan kalleş operasyonlardan dolayı,
Ergenekon’dan tutuklananları Fravun’a Kendisini de İbrahim’e benzeterek
Şu mısraları Şeytanı bir edayla söyler.
“İbrahim olan,
Korkar mı?
Firavun’dan”
Şimdi tarihe dönüp bir bakalım.
Kimmiş Firavun? kimmiş İbrahim.?
Hz. İbrahim karısı Sara ile birlikte Mısır’a gider Şehre girmeden önce
İbrahim Sara’ ya şöyle der :
“Sara, Sen çok Güzel bir kadınsın Mısır’lılar seni görünce,
Firavun’a haber verirler O da seninle evlenmek için beni öldürtür.
Sorarlarsa benim kız kardeşim olduğunu söyleyeceğim.
Sende aynısını söyle
senin sayende bana iyi davransınlar ve canımı bağışlasınlar”
( Tekvin Bap12: 11-13)
İbrahim ve Sara Şehre girince askerler Firavun’a çok güzel bir kadının geldiğini
Söylerler. Firavun emreder saraya getirin
Firavun sorar İbrahim’e;
Bu kadın senin neyindir?
O da kız kardeşim der
Firavun Sarayda evlilik hazırlıklarını emreder ve kısa süre için de Sara ile evlenir
Firavun yeni kayınbiraderi İbrahim’e mallar koyunlar eşekler sığırlar
Develer köleler ve cariyeler hediye eder
Firavun’un yaptığı bu evlilik Tanrı’nın hoşuna gitmez
Firavun’u ve Sarayını büyük vuruşlarla vurur.
Firavun korkuya kapılarak İbrahim’i çağırır.
Bana bu yaptığın nedir Bana düşmanlığın kastin neydi de
Sara’nın karın olduğunu söylemedin
Niçin kız kardeşin olduğunu söyledin de onunla evlenmemi sağladın
Sara’yı Karı olarak aldım. Ve işte karın al ve git
Firavun, İbrahim ve Sara’yı Mısır’dan kovar
Kovarken de İbrahim’e verdiği malları, sığırları, koyunları, develeri,ve
köleleri geri almaz. Onları İbrahim’e bırakır.
(Tekvin Bap12: 18-20)
Buharide de geçen bir hadise göre Peygamberimiz şöyle buyurur.
İbrahim üç defa yalan söylemiştir. İlk ikisi Zati yalandır.
Birinci yalan hasta değilken “Ben Hastayım “ ( Saffat Suresi 89 )
İkincisi putları kırdıktan sonra Hz. İbrahim’e sorarlar
Putları sen mi kırdın ?
“Hayır, şu büyükleri kırmıştır. Hadi sorun onlara eğer konuşurlarsa “
( Enbiya suresi 63. Ayet )
Üçüncü Yalanı Fravuna; SARA’nın Karısı olmadığını söylemesidir.
( S. B. Tec. Terc. Had. 1380 )
Bülent, Seçim konuşmasında Amerika’ya şöyle kafa tutar
“İncirlikte Türk işçilerine saldıran, Irak’ta, İmam-ı Azamın mezarını bombalayan,
Amerikan köpeklerinden ve katillerinden hesap soracağız”
Bülent, Meclis Başkanı iken dansözlere taş çıkartırcasına kıvırarak,
Amerika’nın Telafer’de Felluce’de yaptığı katliama soykırım diyen,
Kendi partisinden Mehmet Elkatmış için “Mehmet Bey haddini aştı
Bu bühtandır diyerek Amerikan Firavununa yaltaklanır ve şöyle der.
“Aslında Türkiye ABD’nin gerçek anlamda güvenebileceği bölge sorunlarını
çözebileceği ve işbirliği yapabileceği gerçek bir dosttur”.
Bülent, Amerikan Başkan yardımcısı Dick Cheney ile görüştükten sonra
Yalakalığın ve Emperyalistlere yalanmanın çıtasını dincilere ve taşıdığı genlere
has bir şekilde iyice yükselterek döktürür:
“Amerika ile İlişkilerimiz o kadar mükemmel ki, Onu hiçbir şey zedeleyemez
hatta bu mükemmel ilişkiyi kıskananlar bile olabilir.”
Bülent 3 kasım 2002 seçim konuşmasında;
“ Yahudi’lerle harp etmedikçe kıyamet kopmayacaktır Bu harpte Müslümanlar
Galip gelecektir.
Öylesine galibiyet ki Yahudiler taşların ağaçların arkasına saklanacak
ağaçlar haber verecektir.
“ Ey Müslüman arkama Yahudi saklandı gel onu öldür.”
29 mayıs 2005 tarihinde Recep’ten önce ABD ye giden Bülent,
Musavi Lobileri ile görüşmek için yalanır yaltaklanır ve görüştükten sonra
kıvırmanın alasını göstererek
şöyle der: “ Türkiye’de Amerika ve İsrail aleyhine muhalefet az sayıda
aşırı dinci görüşüdür bizim partimizin ve Hükümetimizin görüşü değildir.”
Parti Pehlivan, Osman Efe ve Diğer vatansever 35 Türk Evladı atlarını
dörtnala sürerler Duman Dağı’na doğru
Çünkü Menemen düşmüş sıra Manisa’ya gelmiştir.
Ne yapıp edip Menemen Boğazını tutup demir yolunu kontrol edip,
düşmanın geçişini engellemelidirler.
Bunun için, Bin bir umutla civardaki Ortaköy, Avdal ve Bozalan köylerini
dolaşırlar. Köylülere; İzmir ‘i ve Menemen’i Yunan vurdu Ezan sustu
Mala, Kadına kıza tecavüz var, aynısını burada da yapacaklar deyip
yardım isterler
Ama Köylüler soğuktur biz bilmeyiz ve bir şeyde yapamayız.
Sümbüller köyünde Şeyhimiz vardır Onunla görüşün derler.
Kuvayı Milliyeci 37 vatan evladı Sümbüller Köyü’ne yönelirler.
Köylüleri meydana toplarlar yeşil sarıklı cüppeli Şeyh’leri de gelir
Parti Pehlivan durumun vahametini anlatır
İzmir’de Menemen’de yapılanlar burada da yapılacak
Düşmana karşı direniş göstermeliyiz bu hem dinimizin emri hem vatan
Hem de namus borcudur
Onun için maddi manevi desteğinize ihtiyacımız var .
Şeyh Yani Derviş Mehmed
Milli Kuvvetlere dönerek İblisçe bir eda ve haince bir tavırla şöyle der.
“Ben Yund Dağına kadar bütün köylerin Tarikat Şeyhiyim.
Biz Mehdi’nin askerleriyiz Mehdi Hazretleri olmadan savaşmayız.
Bizim tarikatımız bir tek kurşun atmayacaktır Düşmana .
Ta ki Hz. Mehdi gelinceye kadar.”
Osman Efe bağırır! önce bu satılmışların boğazına yapışalım bunlar
düşmanla anlaşmış onları dost edinmişler.
Parti Pehlivan emreder silahları indirin gidelim
Dönerler geri lanet ederek ne hale gelmiş bu insanlar bu halk bu ülke
Kuvayı Milliyeci 37 vatan evladı gözden kaybolurlar aç susuz yorgun
sayılarına bakmadan ölüm denen soğuk sona aldırmadan
İstilacı Yunan’a
Bir gece baskını yapıp biraz daha kafirin canına okumak ve ilerleyişlerini
durdurmak için
Bunun adı Vatanseverlikti İmandı Namusu Onuru Şerefi korumaydı
1920 de Mehdinin Askeri olduğunu söyleyip Vatan işgal edilirken
Kılını kıpırdatmayan Mehdinin askeri Şeyh 1930 da kurduğu çetesiyle
Çan sesleri susmuş Ezanları okunan tecavüzcüsü denize dökülmüş evlerini
canlarıyla Beraber yakan kundakçıları yok edilmiş
Menemen’i kurtarmaya Şeriatı getirmeyi giderler
Derviş Mehmed adamlarıyla Bozalan ve Sümbüller Köyüne gider
Menemen’de din elden gitti biz Nakşiyiz Şeriat isteriz
Şeyh köylülere sorar yardım edecek misiniz?
Manisa’nın işgalinde yardım istenince sus pus olan kıvıran köylüler
hep bir ağızdan
Yadım edeceğiz silah, at, ekmek ne isterseniz vereceğiz
Derviş Mehmed silahlı adamlarıyla birlikte Menemen’e saldırır
Yunan’dan kurtarmak için değil Türk’ten kurtarmak için
Derviş Mehmed’in saldırısına iki Bekçi ve Asteğmen Kubilay engel olmak için
uyarı ateşi açarlar
Bu sırada karşı ateşten Kubilay yaralanır
Hükümet binasına sığınmak ister kapılar kilitlidir giremez
Yaralı olarak yanındaki Kazez Cami’sinin avlusuna girer.
Derviş Mehmed arkadan yetişip cami avlusunda Kubilay’ı yakalar
Ve kafasını bağ testeresiyle keser.
Kesik başı da bir ağaca geçirerek dolaştırmaya başlar.
Peki Kimdir? Bu Kahpe bu Kalleş
Vatanın her karış toprağı Düşman çizmesi altında çan sesleri altında
kadınlara kızlara tecavüz edilirken kılı kıpırdamayan onuru incinmeyen
imanı köpürmeyen ama
Düşman sürüldükten sonra, iman! Tazeleyip şeriatı getirmeye Menemen’i
kurtarmaya yeltenen bu Sefil kimdir?
Bu Sefil bu Katil bu Yunan işbirlikçisi,
Kendisine suikast yapılacağını söyleyerek iblise bile rahmet okuturcasına ,
özel kuvvetlerdeki Yarının Türkiye’sine ait planların CIA’nın eline geçmesine
sebep olan
Amerika’nın Türk’leri ve Türk Cumhuriyetini imha projesi
Ergenekon için barsak temizliği diyen,
Ve kendi gibi, Emperyalistlere uşak olmayanlara ve de uşak olmayı şerefsizlik
Kalleşlik sayanlara Çeteci diyen
Bülent’in öz Dede’sidir
Soyu, Bir taraftan Rum bir taraftan Yahudi bir taraftan da
Kürtçü İsyancı Bedirhanlara dayanan
Yedi sülalesi Hain işbirlikçi olan
Yahudi SARA’nın tekkesinde yetişen
“Hangi devletin yapısında mozele ziyareti vardır.”
“Hangi demokraside ebedi kurtarıcı vardır.”
“Mustafa Kemal’in Sapık ilkelerini tabu haline getirdiler
Tabulara putlara karşı savaş başladı bütün tabuları putları kıracağız”
Diyen
Türk kelimesinden nefret eden Türk düşmanı
Cevheri aslisi bozuk Devşirme Bülentyadis Çeteci değil de ?
Amerika’ya AB’ye uşaklığı reddeden Türk olmaktan Türk’çe düşünmekten
Türk’çe yaşamaktan ve Türk yaratılmaktan onur ve gurur duyan
Türk Evlatları barsak temizliği ve Çeteciymiş?
Ve Bize,
Uzak mı uzak kendini Tanrı yerine koyan
Firavun olmak
Tövbe haşa, ne haddimize
Hediyelere boğulan
İbrahim olmak
Yakışmaz izzetimize
Gavurla bir olup camide Türk doğrayan
Dışı Türk içi Yunan
Devşirme işbirlikçi Haine yakışır
torun olmak
Bize,
Tanrı’dan başkasına boyun eğmeyen
Onurlu Soylu Yalın
Türk olmak yeter.
Kara KAGAN


