Türk Devleti ve Ordusuna Meydan Okunuyor

tsk

Bir yılı daha geride bıraktık. 2009’u devirip 2010’u yaşam literatürümüze kattık. 2009’un son günleri gittikçe pervasızlaşan DTP (yeni BDP)’lilerin  tehditleri  ile ayrıca sözde Arınç suikasti bahanesi ile aranan  Özel Harp Dairesi’ne ait kozmik oda gündemi  ile geçti. Bu karmaşık ve sancılı gündem maddeleri arasında kesin olan bir olgu oldu ki; o da artık bazı odak ve güçler tarafından Türk Devleti ve Ordusuna  açıkca meydan okunduğuydu.  Pek çok insan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir eşiğe ulaştığına hemfikir  artık…

2009 yılında zihnimize en çok  kazınan olaylar  muhtemel olarak  terör örgütünün meclisteki uzantısı  olan sözde milletvekillerinin çıkışları ve Pkk sempazitanlarının şehirlerde çıkardığı olaylar oldu.  Kapatılan Dtp, yeni Bdp’li bu sözde siyasetçiler  hükümetin kendilerine ve faaliyetlerine sessiz kalmasından cesaretle söylem ve çıkışlarındaki dozajı her geçen gün biraz daha arttırdılar.  Son olarak kendisine Diyarbakır Belediye Başkanı denilen bölücü Osman Baydemir’in  devletimize ettiği akıl almaz hakaret  tüm Türk Milleti’ni  tarif edilemez bir öfke içine soktu.  Bu edilen hakarete hükümet yetkililerinin sessiz kalması, şehirlerde ortalığı yakıp yıkan Pkk yandaşlarına yönelik gereken önlemlerin alınmaması pek çok insanımızın zihinlerinde şu soruların oluşmasına sebep oldu;  Türk  Devleti  neden bu kadar sessiz kalabiliyor? Yoksa  devlet acziyet içindemi?  Gerekenler neden yapılmıyor? Bu soruları soranlar aslında haksızda değiller…

Son günlerin bir diğer gündem maddesi  Bülent Arınç’a yönelik sözde suikast girişimi ve akabinde gerçekleşen  askeri binalardaki aramalar oldu. AKP ve cemaat medyası  bu şartlarda boş durmayarak  Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yürüttükleri  asimetrik psikoloijk harekat kapsamında  faaliyetlerini sürdürdüler. Çeşitli asparagas haberler ve iddialar ile sistemli olarak insanların kafasını karıştırmaya çalışarak Türk Ordusunu zan altında bırakmak istediler. Ancak son iki gün içinde kamuoyuna yansıyan olayla ilgili ihbar telefonunun ABD üzerinden yapılmış olduğu haberi  bu gelişmelerin okyanus ötesinden tasarlandığı ve yürütüldüğü iddiasını güçlendirmiş oldu.  Görünüşe bakılırsa   Arınç’a yönelik suikast iddiasının kozmik odalara girebilmek için uydurulduğu  iddiası en gerçekci  olasılık gibi durmaktadır. Olayın son birkaç yıl içinde Türk ordusuna yönelik   yürütülen  planlı ve sistemli yıpratma faaliyeti kapsamında düşünülmesi  en akılcı yaklaşımdır.  Ancak bir gerçek var ki artık Türkiye ve Türk Ordusu bir eşikten geçmiş, bazı odakların Türk Ordusunu pasifize etme ve menfaatleri doğrultusunda dönüştürme çabaları  bir sonraki seviyeye atlamıştır. Bazı liboş ve iktidar yalakalarının ifadesi ile Türk Ordusu ‘’ mesajı  almaya’’ zorlanmaktadır…

Türk Silahlı Kuvvetleri ;  Türkiye Cumhuriyeti’nin en güçlü kurumu, iç ve dış tehditlere yönelik en büyük engel  aynı zamanda  Türk Milleti’nin en çok güvenilir bulduğu yapılanmadır. Bunun içindir ki hem iç hemde dış odaklar Türkiye üzerinde art niyetli veya kendi menfaatleri doğrultusunda  bir plana sahipse bertaraf etmeleri gereken en büyük oluşum Türk Silahlı Kuvvetleri’dir.  Pasifize edilemeyen veya  susturulamayan bir Türk Ordusu  dış güç odakları ve içerideki işbirlikçileri için her zaman bir engel teşkil edecektir. Tüm bu sistemli yıpratma faaliyeti bu çerçevede düşünülmelidir. Bu sancılı ve karmaşık süreçte Türk Ordusuna düşen görev ise kendilerine yönelik artan faaliyetlere karşı sessiz kalmamak ve Türk Milleti’ni bu girişimlere karşı aydınlatmaktır. Aksi  taktirde milletimizi iç ve dış tehditlere karşı koruyan en büyük kalkan kırılmış olacaktır.

Şimdi bir devlet düşünün ki  kökeni itibariyle geçmişi binlerce yıl ile ifade edilsin. Tarihi sayısız başarılarla, zaferlerle, övgülerle dolu olsun.  İnsanlarının en ızdıraplı günlerde dahi  geleceğinden ve umutlarından vazgeçmediği bir millete sahip olsun.  Ancak aradan geçen uzun yıllar sonucunda  ordusunun yıpratılmak istenildiği,  teröristlerin ve hainlerin devlete meydan okuyabildiği, bölücülerin  tehdit edebildiği  bir ülke durumuna düşmüş olsun. O ülkenin adı Türkiye olsun.  Türkiye bizim vatanımız.  Tüm bu şanlı maziyi tarihte okuduktan sonra bölücülere ses çıkarmayan bir hükümeti  görebilmek ne kadarda hüzün verebiliyor insana. Sormak istiyoruz  buradan kendine yetkili diyenlere ne içindir bu sessizliğiniz? Ne içindir bu acziyetiniz? Üzerinizdeki bu ölü toprağı nedir?  Hangi  sebepten ötürüdür çekingenliğiniz?  Yoksa memleketi kaderinemi terkettiniz?  Öyle ise eğer biz inanmak istemiyoruz.  Birgün gerçek olsa bile şüpheler bilinir ki Türk insanı meydanı kahpeye, bozguncuya ve düşmana bırakmaz…

Tanrı Yüce Türk Milleti’ni Korusun!

GENÇTÜRK