Bölücü Kim?
Kalpaklı tarafından yazıldı.

Türkiye, Cumhuriyet tarihinden bu yana pek çok tehlikeli dönemeçlerden geçti. Bir birini aratmayan bu dönemeçlerden Türkiye, Milli Birliği sayesinde çıkmasını bildi. Bu dönemlerde
Başbakan Erdoğan Amerika’da.. Kendi deyimiyle Amerika’da “dostlarıyla” görüşüyor. Neyi görüşüyor dostlarıyla Erdoğan? Türkiye’nin Milli birlik, beraberlik ve bütünlüğünü yani Türkiye’nin üniter yapısını.. Türkiye’nin üniter yapısı, Başbakanın Amerikalı dostlarını neden ilgilendiriyor? Yada Amerikalı “dostlar(!) Türkiye’nin üniter yapısıyla neden ilgileniyorlar acaba? Dahası Başbakan, Türkiye’de adeta mahremiyetin içine soktuğu Türkiye’nin üniter yapısını, Türkiye’nin kaderiyle doğrudan ilgili kurum, kuruluş ve hatta Yüce Türk Milletinden saklarken acaba Amerikalı “dostlarına” hangi mantık ve açıklıkla anlatacak?
“Ey Başbakan, Türkiye’nin üniter yapısını doğrudan ilgilendiren bir konuyu, Türkiye’nin asli sahibi Yüce Türk Milletinden neden saklıyorsun?” diye sormayacağız..Adam açıklamamakta ısrarcı. Nasıl açıklasın ki?
Türkiye’nin bölünmesini doğrudan ilgilendiren bir konuda Başbakan o usta uzmanlık dalı olan hatipliği ile, “Osmanlı Devletini Avrupalılara Damat Ferit nasıl bıraktıysa bende Türkiye Cumhuriyetini Amerika’ya öyle bırakacağım” diyebilir mi? Ha bakın çıkıp bu şekilde bir söz etse Başbakan kendisine Türkiye’de taraftar bulur. Zira Türkiye öyle bir dönemece geldi ki artık Cumhuriyet düşmanları saklanmıyor. Adam Resmen çıkıp Cumhuriyet başta olmak üzere Türkiye’nin milli değerlerine her türlü küfrü, hakareti yapıyor, tahrikte bulunuyor ama, isimleri önünde “Cumhuriyet” sıfatı bulunan Cumhuriyetin savcıları, Allah’ın Kur-an’da bildirdiği şekli ile ne duyuyor nede görüyorlar.
Türkiye’yi bu noktaya kim getirdi? Türkiye daha önceleri de çok tehlikeli dönemeçlerden geçti. O dönemlerdeki tehlike Türkiye’nin rejimine karşıydı. Yapılan her türlü saldırılara karşı Türkiye görüldü ki, Milli Birliği sayesinde ayakta durmasını bildi. Öyleyse, Türkiye’yi ele geçirmek için Türkiye’yi temelinden sarsmak lazım. Nedir o temel? Türkiye’nin düşmanları o temelin ne olduğunu çok iyi biliyor.
Zaten Erdoğan’da bu görev ile Türkiye’de başbakan yapılmadı mı? Başbakan’a cesaret madalyası neden verildi sanıyorsunuz? Duyulmuş görülmüş değildir Yahudilerin Yahudi olmayanlara böyle bir nişane verip bir başka milletten olanları şereflendirmesi? Peki Başbakan hangi millettendir? Gazetelerin yazdığına göre Başbakan Amerika’da Musevi Cemaatiyle bir araya gelmiş. Ne konuştukları, Başbakanın Musevi Cemaatiyle neleri görüştükleri bizi ilgilendirmiyor diyebilir miyiz? Yada Museviler Türkiye ile neden bu kadar yakından ilgileniyorlar? Bir başka deyişle Musevilerin bu kadar yakından ilgilendiği bir başka ülke var mı? Diye sormayalım mı?
Türkiye 2 dönemdir Erdoğan’ın Başbakanlığında.. Cari açıktan haberi olan var mı? Türkiye’de iktidarı ellerine geçirdikleri günden bu güne daha satılacak hiçbir şey bırakmadılar, ama hala cari açık kapanmadığı gibi, tehlike sinyalleri vermeye başladı. Yaptıkları hiçbir yatırım yok. İşsizlik görülmemiş boyutlara ulaştı.
Türkiye ekonomisi, Cumhuriyet tarihinde ilk defa Erdoğan Başkanlığındaki AKP hükümeti sayesinde küçülerek küçüldü ve rekor kırdı. Millet aç ve fukara.. Parasızlık had safhada.. Gelir düşük ve hatta yok. Kurumlar kar edemiyor diye ürettikleri mallara zam ama emekliye, memura işçiye köylüye kol saati..
Adama sormazlar mı sen neden Başbakan oldun diye?
Türkiye’yi bu noktaya getiren AKP hükümeti dolayısıyla Başbakan Erdoğan ile havarileridir.
Erdoğan Başkanlığındaki AKP hükümetinin görevi aşsıza aş, işsize iş olmak değil midir? Peki, oldular mı? Türkiye, Cumhuriyet tarihinde ilk defa bu kadar çok yandaş zenginle tanıştı. AKP hükümeti çekemediği, kıskandığı, istemediği, Türkiye’nin üretimine katkı sağlayan İşadamlarını; Devletin gücünü kullanarak yerle bir etti, sonra da paraların üzerine kondu. Türkiye’de yandaş zenginler bir anda çoğaldı gitti.
Bütün bunlar halledilmiş, çözüme kavuşturulmuş gibi Erdoğan ısrarla, Türkiye’de bir tek konunun üzerinde durdu.
Şehit olan Türk askerine “kelle”, Türk askerini şehit eden teröristlere “sayın” diyerek suç işlese bile o aldırmadı. Türkiye’nin başına bela olan Terörün adını Kürt olarak değiştirdi ve birden bire Kürt sorunu icat ederek Türkiye’nin gündemine oturttu.
Türk Milleti birlik beraberlik ve bütünlüğünü yani Milli Birliğini her zaman başının üzerinde tuttu, saygılı oldu ama Başbakan Erdoğan hiç gereği yokken, “alt kimlik, üst kimlik” kavramlarını ortaya attı. Türkiye’nin 36 etnik guruba ayrıldığından bahsetti. Hatta daha da ileri gitti ve “Türklerinde bu 36 etnik guruptan biri olduğunu” iddia etti.
Bütün bunlar “bölücü” laflar, iddialardı. Bir başbakanın ağzına almayacağı, alanları da şiddetle uyaracağı laflardı.
Oysa Erdoğan zafer kazanan mağrip gibi, Türkiye’nin üniter yapısını bozmaya yönelik bu deyimleri ustalıkla kullanmasını bildi. Türk Milletini galeyana getirmemeden nabzına şerbeti verdi. Artık Türkiye öyle bir noktaya gelmiş oldu ki, kendisinin kürt olduğunu iddia eden Ermeni kanlılar alenen Türkiye’den ayrılmayı bile yüksek sesle tartışmaya başladılar.
Bunun adına da “Açılım” dendi. Başbakan nasıl ki Terör sorununu bir anda Kürt sorunu yapıp içinden çıktı ise, Kürt Açılımı dediği bölücü açılımın adını da tepki alınca önce Demokratik Açılım yaptı. Tepkiler azalacağına çoğalınca adına Milli Birlik açılımı dedi. Böylece Türk Milletinin milli hassasiyetine gem vurmuş oluyordu.
Adına ne denirse densin bu açılıma Türkiye’nin ihtiyacı yoktur. Hele böyle çok tehlikeli bir dönemde hiç yoktur. Başbakan Türkiye’yi ve Türk Milletini çok seviyor ise bu açılımlara şiddetle karşı çıkmalıydı. Çünkü bu açılımdan Türk Milletinin zerre kadar kazancı ve menfaati yoktur. Zararı ise en hafifi ile Türkiye’nin bölünmesidir. Daha ağırını ise siz düşünün..
Türk Milleti, Türk olduğu için NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE der. Bunu derken milli bir haz alır ve büyük bir coşku ile der.
Siz bunu kaldırmak isterseniz, bu açılımın adı Milli Birlik olur mu? Türk Milletinin milli birliğini sağlayan bu deyimdir.
Türk çocuklarına ilkokul birinci sınıftan başlayarak TÜRKLÜK AND’I okutulur ve öğretilir. Bu, milli birliği Türk çocuklarına öğretmek içindir. Bu and ile büyüyen Türk çocuğu büyüdüğünde Türk Milli Birliğinin manasını idrak edecek ve etnik yapısı ne olursa olsun birlikte yaşadığı kişilere saygılı olacaktır.
Siz Türklük Ant’ını da kaldırırsanız bu ülkede bir birine saygılı olan bir tek kişi bulamazsınız. Herkes etnik guruplara ayrılır ve tam bir anarşik durum ortaya çıkar. Şimdi akıl sağlığı bozuk olmayan böyle bir anlayışa MİLLİ BİRLİK der mi?
Ve dahası hatta en önemlisi dil.. Yani lisan.. Siz lisanı zaten bölmüş, olmazsa olmazların ilk başına oturtmuşsunuz birde kalkmış adına Milli Birlik açılımı diyorsunuz. Bu tavır ciddi olmayan, akıllı olmayan, kişiliklerinde düşmanlık, hatta hainlik olanların tavrıdır.
Yapmayın beyler.. Siz akıllısınız da bu millet enayi ve aptal değil. Bu milletin içinden karşınıza sizden çok daha akıllı olanlar çıkabilir.
Kaba tabirle ihanetinizi bu millet yemiyor beyler. Adı her ne olursa olsun, içinde bu tür niyet taşıyan açılımların her türlüsü bölücü açılımlardır. Türkiye’nin ve Türk Milletinin zararına olan açılımlardır. Türk Milleti zararına olan bu tür açılımların hiç birini kabul etmez.
Başbakan Erdoğan Amerika’ya gitmeden önce Türkiye’de açılımla ilgili olarak şöyle dedi. “Bize bölücü diyenlerdir bölücü olanlar..”
Şimdi… 1995’ten bu yana Recep Tayyip Erdoğan, hitap ettiği topluluklara her konuşmasında bu şekilde bölücü söylemlerde bulunmuş. Yani, Türkiye’nin Milli Birliğini doğrudan hedef alan söylemlerde bulunmuş ve Erdoğan’ı dinleyenler, “Sen Türkiye’yi bölecek şekilde konuşuyorsun” dememiş, uyarmamış ve adeta çılgınca destek verir gibi alkışlamışlar..
Erdoğan böyle bir kültürden geliyor. Siyasi anlayışını Türkiye’nin, Türk Milletinin bölünmesi üzerine kurmuş..
Türkiye’nin ve Türk Milletinin Milli Birliğinden yana kayda geçen bir tek çalışması, çabası yok iken Başbakan’ın çıkıp ta “Bize bölücü diyenlerdir bölücü olanlar” demesi düşündürücüdür. Çünkü başbakanın hitap ettiği kesim AKP’li yandaşları değil Yüce Türk Milletidir ve Türk Milletinin büyük bir kesimi de başbakanın açılım kastı ile bölücülük yaptığını düşünmekte hatta dile getirmektedir.
Milli asabiyetin hararet yaptığı, tansiyonların yükseldiği, sinirlerin gerildiği bir ortamda başbakanın çıkıp Türk Milletini bölücülükle suçlaması, “Ya sabır” çektirmekte ve sordurmaktadır:
Bölücü kim?
Damarlarında ASLİ CEVHER bulunanlara selam olsun!
kalpaklı


