Türk Olmadığı Halde Türk Gibi Görünenler
Kalpaklı tarafından yazıldı.

Bu tabir, Osmanlı Devleti’nin işgal edildiği yıllarda İstanbul’da sıkça ve çokça kullanılmıştı. Türk olmadığı halde Türk gibi görünüp Osmanlı Devletini yıkmak için çalışanlara verilen isim bu idi.
İngilizler, İşgal ettikleri İstanbul’da; kendi aleyhlerinde çalışanları tespit etmek için bu yola başvurmuş, Türk olmadıkları halde Türk gibi görünen ajanlarını halkın arasına sokmuştu. Türk gibi görünen İngiliz ajanları halkın içine karışıp tıpkı Türk gibi yaşıyor, işgal kuvvetleri ile padişah aleyhinde faaliyette bulunanları tespit edip, İngilizlere bildiriyorlardı.
Görünüşte Türk gibi dedik.. Bu kişiler bütün yaşantılarını Türk gibi yaşamaya adepte ettiklerinden, Türk örfünü, adet ve geleneklerini taklit ediyor, hatta ve hatta camilere gidip namaz kılıyordu. Öyle ki içlerinde imam ve hoca olanlar bile vardı. Camilerde vaaz veriyorlar, verdikleri vaazlarda halkı padişah ile işgal güçlerine bağlı kalmaya çağırıyorlardı.
Netice de Osmanlı devleti yıkıldı yok edildi.. Kimlerin sayesinde? İşte bu Türk gibi görünenler sayesinde..
Bugünkü durum dünkünden farklı değildir.
Dün İşgal güçlerinin başında İngilizler vardı. Bugün ise Amerika vardır.
Ama aynı oyun yine sahnededir.
Türkiye, Osmanlı döneminden çok daha vahim bir ölçüde TÜRK GİBİ GÖRÜNENLER tarafından kuşatılmıştır.
O kadar ki, Türk gibi görünenler bugün Türkiye’de yönetim kademesine kadar gelmiştir.
Bunu nereden anlıyoruz?
Bunlar Türk gibi görünürler ama gerçek manada Türk olmadıkları için Türklüğe ve Türk Milli değerlerine önem vermezler. Vatansever gibi görünürler ama vatanı sevdiklerini gösteren hiçbir eylemde bulunmazlar.
Bu ülkenin Türkiye, Türkiye’de yaşayan insanların Türk Milleti olduklarını kabul etmezler. Ülküleri yoktur. Sırtlarını emperyalist bir ülkeye yaslamadan ayakta duramayacaklarını sanırlar.
İçlerinde bazıları vardır, canını alsanız “Ben Türküm” demez. “Türkiyeliyim” ya da “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım”, “Demokratik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım” derler.
Türkiye’nin üniter bir devlet yapısına sahip olduğunu, üniter yapının birlik, beraberlik ve bütünlük kast ettiğini bile bile, “Türkiye’de 36 etnik köken bulunduğunu, Türklerinde 36 etnik kökenden biri olduğunu” üstüne basa basa ısrar eder, “Alt kimlik-üst kimlik” diyerek milleti bölmenin yollarını açar.
Türk olmadığı halde Türk gibi görünenler içinde, iktidarda bulunduğu ülkenin aleyhinde, bir başka ülkenin emperyalist çıkarlarına hizmet eden “eş başkanlar” dahi çıkar.
Yıllardır var olan terörün adını bir çırpıda silmek ve etnik ayrışıma zemin hazırlayarak bölünmenin temellerini oluşturan etnik isim vermek Türk gibi görünenlerin maharetlerindendir.
Türk olmadığı halde Türk gibi görünenler içinden, ülkenin ve milletin bağımsızlığının teminatı için var olan Türk ordusu için en acı, tahammül edilmez, aşağılayıcı, küçük düşürücü sözleri söyleyenler çıkar.
Sözde müttefik ve stratejik ortağımız olan bir ülkeden, iktidarının devamı için Ordunun başına çuval geçirilmesini isteyenler yine bu Türk olmadığı halde Türk gibi görünenlerdir.
Osmanlı Döneminde gizli faaliyet sürdüren ve ispiyonculuk yapan Türk gibi görünenler bugün Türkiye’de yönetimi ele geçirmişlerdir. Tamamı ile teslimiyet gösteren Türk gibi görünenler yüzünden Türkiye, kendi meclisinde çıkarılan kanunlarla her taraftan kuşatılmıştır.
Yasalar, kanunlar değiştirilmiş, hatta Anayasa değiştirilmeye zorlanmış, zorlanmaktadır. Türkiye’de Türk olmak suç durumuna getirilmiştir. Kendilerini Türk olarak kabul etmeyen etnik kökenli Türk vatandaşları, etnik olarak ta Türk olan ve Türkiye’de çoğunluğu elinde bulunduran milletin karşısında üstünlüğünü kabul ettirir duruma getirilmiştir.
Artık her şey aşikârdır. Türk olmak suçtur. Türküm demek suçtur. Her ülkede var olan ve okullarda okutulan ant dahi Türkiye’de okullarda okutulmaz olmuştur. İstiklal Marşı ırkçı bulunmuştur.
Türkiye Cumhuriyetini kuran, Türk Milletinin çağdaş, medeni ve uygar milletler içinde yer alması için var gücüyle çalışan, öldürüldükten sonra dahi hazmedilemeyerek resimlerinin bütün resmi dairelerden kaldırılmasını isteyen dış güçlere “tamam kaldırırız” “yaparız” diyen işte bu Türk olmadığı halde Türk gibi görünenlerdir.
Yani ne kadar milli değerlerimiz varsa hepsi, Türk olmadığı halde Türk gibi görünenler tarafından tarumar edilmiştir.
Gerçek manada ve özde Türk olanlar adeta sindirilmiş gibi sadece seyretmekte, gelişen ve yaşananlara kayıtsız kalmaktadır. Zira Türkiye’de Türk olmadığı halde Türk gibi görünenler ele geçirdikleri yetkileri kullanarak Türklüğe ve Türk Milli Değerlerine sahip çıkanları iftira ve yalan beyanlarla icat ettikleri suçlarla suçlamakta ve yargılamadan hapse atmaktadırlar.
Şimdi burada bazı isimler vereceğim..Türk olmadığı halde Türk gibi görünenler de, özde Türk olanlar da kendilerine pay çıkarsın ki, Türkiye üzerinde oynanan oyunlarda iplerin kimlerin elinde olduğu anlaşılsın.
Şu unutulmasın:
TÜRKİYE’DE İKTİDARA, ÖZDE TÜRK OLANLAR MI GETİRİLİYOR YOKSA TÜRK OLMADIĞI HALDE TÜRK GİBİ GÖRÜNENLER Mİ GETİRİLİYOR?
İşte Osmanlı döneminde, Türk olmadığı halde Türk gibi görünenler ve düşünceleri :
Sadrazam Tevfik Paşa:
Tevfik Paşa İngiltere ile gizli bir anlaşmaya varılarak Osmanlı Devleti'nin kalan ülkesinin birliğinin ve İngiltere'ye bağlılığının sağlanmasını istedi." Yüksek Komiser Amiral Calt Horpe'un raporundan. 06.06.1919
"Ankara Sevr Antlaşmasını kabul etmelidir." 04.11.1920, A. İzzet Paşa kuruluna verdiği talimattan.
"Anadolu'yu boşaltmaları karşılığında, Trakya Yunanlara bırakılabilir." 19.09.1921 Bakanlar Kurulu.
Sadrazam Salih Paşa:
"İngiltere'ye direnip durmak gereksiz ve tehlikelidir.“ 20.08.1921
Hariciye Nazırı Mustafa Şerif Paşa:
"Kendim, kabinedeki arkadaşlarım, Sultan ve geniş bir halk kitlesi adına katiyet ve ciddiyetle temin ederim ki umumun arzusu İngiltere tarafından idare edilmeliğimizdir.“
Hariciye Nazırı Sefa Bey:
"Hükümet Ermenilere toprak verilmesini kabul ediyor.“ 29.01.1921, İngiliz Yüksek komiseri Rumbold'a..
Adliye Nazırı Ali Rüştü:
"General Paraskevopulos'un ordusu, şimdi sürat ve şiddetle harekâta devam eyleyecek olursa, birkaç haftada Ankara Surları önünde bulunacaktır. Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz! Bu ordu bizim ordumuzdur!" 12.07.1920
Nazır Rıza Tevfik:
"Anadolu direnişi bir blöftür. Avrupa medeniyeti Anadolu'yu bu zararlı haşereden temizleyecektir. Hüküm galibindir. Medeniyeti temsil eden İngiltere gibi bir devlete itiraz etmek küstahlıktır." 1920
İngiliz Muhipler Derneği Başkanı, Adliye Nezareti Müsteşarı ve yazar Sait Molla:
İngiltere Osmanlı Devleti'nin yönetimine el koyarsa, saltanat ve hilafetin İngilizler elinde bulunduğunu gören Mısır ve Hindistan Müslümanlarının da İngiltere'ye dost olmanın gereğine inanacakları..."
Yazar ve Nazır Ali Kemal:
"Avrupa ile başa çıkmayı asırlardan beri Asya'nın hangi kavmi başardı ki biz başarabilelim." 06.02.1921
"Düşmanlar, Teşkilat-i Milliye'den bin kere daha iyidir." 23.04.1920
"Kars alındı. Demek ki işlemediğimiz bir hata kalmıştı. Ermenistan'a taarruz ile onu da tamamladık... Ankara yâranı nihayet meramlarına erdiler. Ermenistan'a yürüdüler. Kars'ı işgal ettiler." 11.11.1920
"Ankara'dakilerin Yunanlara hala meydan okumalarına çılgınlıktan başka bir sıfat verilemez. Yunanlarla aramızda akılca da, ilimce de, kuvvet bakımından ve her açıdan bu kadar fark varken onlarla muhabereye girişilemez." 07.08.1920
Yazar Refii Cevat Ulunay:
"Türkler kendi güçleri ile adam olamaz. İngilizler elimizden tutup bizi kurtaracak." 21.05.1919
"Milliyetçi hareketi yok etmek, millet için var olma meselesidir... O alçaklara karşı çıkanlar, dine, halifeye, milliyete unutulmaz hizmette bulunmuş olacaklardır." 04.04.1920
Jandarma Genel Komutanı Kemal Paşa:
"Yunanla çarpışmaktan vazgeçiniz. Zira bu teşebbüsünüz beyhudedir." 3.08.1919
Adana Valisi Abdurrahman'ın demeci:
"Ayaklanma için sebep yoktur. Fransızlar bizim iyiliğimizi istiyorlar." 05.11.1920
Anadolu Cemiyeti'nin İstanbul'daki Yunan Baş komiserliğine önerisi:
Amaç Ankara hükümetine karşı, Yunanistan'ın yardımıyla, Sultan'ın ve Yunanistan'ın himayesi altında bir Batı Anadolu devletinin kurulmasıdır... Kemalist kuvvetler bastırılacak; bütün Anadolu Mustafa Kemal'in elinden kurtarılacak. Bunun için kurulacak gönüllü Anadolu ordusunun talim ve silahlarından Yunan başkomutanı sorumlu olacak, bir miktar yunan subayının bu orduya katılması sağlanacak... Yunanistan, masraflarını karşılamak üzere cemiyete 100.000 Türk Lirası verecek." 09.12.1921 (Anadolu Cemiyeti Vahdettinci bir örgüt olup o aşamada Şeyhülislam Mustafa Sabri başkanlığı altında idi)
Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi(Mason)
"Benim elimden gelse Türkleri Arap yaparım, diğer Müslümanları da. Bunların vaktiyle Araplaşmadığına da çok eseflenirim. Arap dili, ne Türk diliyle ne de Çerkez diliyle kıyas kabul etmeyecek derecede üstünlüğe sahip olduğundan, insanın, milliyetin küçüğüne sahip olup da onunla iftihar edeceğine büyüğüne sahip olarak onunla iftihar etmesi daha kárlı ve makul olur.” (Yarın Dergisi, 14 Nisan 1930)
Divitli Eşref Hoca:
"İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür." 1920
Delibaş Mehmet:
"Halifenin müttefiki olan İngilizler Pınarbaşı'na doğru geliyorlar. Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yeneceğiz". 1920
"Kim milliyecilerle birlikte Yunana karşı giderse şeran kâfirdir". 1920
İslam yüceltme derneğinin bildirisi:
"Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlûkat Ankara'dadır." 1920
Medrese Hocaları Derneği (Cemiyet-i Müderrissin):
"Kuva-i milliyeciler kudurmuş haydutlardır."
Edirne Tem'in gazetesinden:
"Müftü Hilmi Efendi, Selimiye cami’inde hürriyetin ve adaletin saygıdeğer temsilcisi olan Venizelos hazretlerinin sağlığı için güzel bir dua okumuş ve hazır bulunanlar şükran duygularını belirterek duaya katılmışlardır." 13.08.1920
Konya'nın 27 köyünün eşrafının İngiliz temsilcisine başvurusu:
"Milliyetçileri ezmek için İngiliz hükümetinin bize yardım elini uzatması..." 28.10.1920
Damarlarında ASLİ CEVHER bulunanlara selam olsun!
Kalpaklı


