Unutulan Bölge: Kuzey Kafkasya

kafkasya

Son dönemde Kafkasya bölgesi, 2008 yılının Ağustos ayında yaşanan Rusya-Gürcistan savaşı ve Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan arasında yürütülen “Dağlık Karabağ” görüşmeleri ile gündeme gelmiştir. Ancak Kafkasya, elbette Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’dan ibaret değildir. Kuzey Kafkasya’da Rusya Federasyonu’na bağlı olarak varlıklarını devam ettiren dokuz cumhuriyet bulunmaktadır. Bu cumhuriyetler Abhazya, Adıgey, Çeçen, Dağıstan, Güney Osetya, İnguşetya, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Kuzey Osetya olarak ayrılmaktadır.

 

Bölge son dönemde Çeçenistan, Dağıstan ve İnguşetya’da üst üste yaşanan operasyonlar ve suikastlar sonucunda istikrarsızlığa doğru sürüklenmektedir. Haziran ayında bu üç cumhuriyette yaşanan gelişmeler sıradan olmamakla birlikte, bölgede yeni gelişmelerin habercisi olma özelliğini taşımaktadır. Bölgede son bir ay içinde yaşanan ve yeni gelişmelerin habercisi olan olayları şu şekilde sıralamak mümkündür:

 

  • 4 Haziran: Çeçenistan’ın İnguşetya sınırında başlattığı operasyonların ilk aşaması sona ermiştir.

 

  • 5 Haziran: Dağıstan İçişleri Bakanı Adilgiray Magomedtagirov öldürülmüştür.

 

  • 7 Haziran: Çeçenistan Cumhuriyeti Başbakan Başyardımcısı Halid Vayhanov’un danışmanı Musosot Hutiev öldürülmüştür.

 

  • 10 Haziran: İnguşetya Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi Başkan Yardımcısı Aza Gazgireva öldürülmüştür.

 

  • 13 Haziran: İnguşetya Eski Başbakanı Beşir Auşev öldürülmüştür.

 

  • 22 Haziran: İnguşetya Cumhurbaşkanı Yunus-Bek Evkurov silahlı saldırıya uğramış ve ağır yaralanmıştır.

 

Görüldüğü gibi öldürülen insanların hiçbiri sıradan görevlerde bulunan sıradan şahıslar değildir. Öldürülen Dağıstan İçişleri Bakanı Adilgiray Magomedtagirov, Rusya’ya olan sadakati ve bağlılığı ile sembol olmuş bir kişiliktir. Nitekim öldürülmesinin ardından Medvedev Dağıstan’a bir ziyaret gerçekleştirmiş ve bunu yapanlara en ağır şekilde karşılık verileceğini açıklamıştır. Rusya Güvenlik Kurulu da bu saldırı sonrasında Medvedev’in başkanlığında Dağıstan’da toplanmıştır. Ayrıca, Rusya Federasyonu Parlamentosu alt kanadı Duma’da, Adilgiray Magomedtagirov’a “Rusya Kahramanı” unvanı verilmesi önerilmiştir. Bu teklifin sahibi ise, Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in Birleşik Rusya partisinde milletvekili olan Aleksandr Hinşteyn’dir.

 

Çeçenistan Cumhuriyeti Başbakan Başyardımcısı Halid Vayhanov’un danışmanı Musosot Hutiev ise Çeçenistan Hükümetinde güvenlik birimlerinin kontrolünden sorumlu danışman olarak görev yapmaktaydı. Rusya yanlısı Kadirov’un Çeçen direnişçilere yönelik yürüttüğü operasyonların idaresinde önemli görevler üstlenmiş olan bir kişidir.

 

İnguşetya Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi Başkan Yardımcısı Aza Gazgireva, eski Yüksek Mahkeme Başkan Yardımcısının 18 ay önce silahlı saldırıda öldürülmesinin ardından bu göreve atanmıştı. Ancak Gazgireva da tıpkı bir önceki görev arkadaşı gibi öldürülmekten kurtulamadı. Gazgireva ile ilgili önemli bir ayrıntı, 2004 yılında Çeçen direnişçiler tarafından İnguş polisine yönelik gerçekleştirilen saldırılarla ilgili soruşturmada görev alıyor olmasıdır.

 

İnguşetya eski başbakanı Beşir Auşev’in öldürülmesi ve bir hafta sonra İnguşetya Cumhurbaşkanı Yunus-Bek Evkurov’un silahlı saldırıya uğrayarak ağır yaralanması, Kuzey Kafkasya’da son bir ayda gerçekleşen saldırıları doruk noktasına ulaştırmıştır. Özellikle Yunus-Bek Evkurov’un uğradığı saldırı bölgede farklı dinamikleri harekete geçirebilecek bir olaydır. Çeçenistan Devlet Başkanı Ramzan Kadirov’un, bu saldırının ardından bölgede aşırılık yanlısı grupların kökünü kazıyacaklarını söylemesi ve İnguşetya’nın içişlerine müdahale olarak değerlendirilebilecek açıklamalarda bulunması, İnguşlar tarafından tepki ile karşılanmaktadır. Kadirov’a tepki gösterilmesine yol açan açıklamalar şu şekildedir: “İnguşetya Cumhurbaşkanı Evkurov'la birlikte aşırılık yanlısı gruplarla mücadelede ortak çalışma başlatmıştık. Bunun için operasyonel karargâh oluşturuldu. Bu karargâh özel operasyonlarda yer alan Çeçen ve İnguş güvenlik güçlerinin çalışmalarını koordine ediyordu. Bu çalışmalar sonuç getiriyordu. Ben Başkan Dmitri Medvedev'e bu çalışmalarla ilgili bilgi verdim. Başkan bu mücadeleye hız vererek sonuna kadar sürdürülmesi talimatını verdi”. Bu açıklamalar Kadirov’un İnguşetya sınırındaki operasyonlarını genişletebileceği ve bu operasyonları İnguşetya’nın içine taşıyabileceği yönünde endişelerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kadirov’a en sert tepki ise, İnguşetya eski cumhurbaşkanı Ruslan Auşev’den gelmiştir. Auşev, yaptığı açıklamada “Eğer İnguşetya'da durumun daha da gerginleşmesini istiyorsanız, o zaman bu adım doğru olur. Kadirov İnguşetya'nın işlerine karışmasın, kendi bölgesiyle ilgilensin. İnguşetya'nın kendi cumhurbaşkanı, kendi parlamentosu vardır. Bu çalışmaların nasıl olacağına bir türlü anlam veremiyorum” ifadelerini kullanmıştır.

Görüldüğü gibi, Kuzey Kafkasya’da yaşanan gelişmeler bölgede Rusya’yı zor duruma sokmaktadır. Saldırıların en önemli özelliği ise organize ve siyasilere yönelik olmasıdır. Yıllarca süren Rus-Çeçen savaşı resmen bitmiş olmasına rağmen, fiilen hiçbir zaman sona ermemiştir. Gerçekleştirilen saldırılarla ilgili iki farklı yorumda bulunmak mümkündür:

 

1) Gelinen son noktada, direniş hareketi daha geniş bir coğrafyaya yayılmaya başlamıştır.

 

2) Saldırıların ard arda, düzenli aralıklarla gerçekleşmesi ve önemli bürokrat ve siyasi liderlere yönelik olması, saldırıların tek bir noktadan yönlendirildiğine dair ipuçları vermektedir. Burada ise yine iki farklı olasılıktan söz etmek mümkündür:

 

a) Uzun süredir Rusya’nın bakısı altında olan direnişçiler, ses getirecek organize bir suikast planı hazırlamışlar ve uygulamaya koymuşlardır.

 

b) ABD’nin Gürcistan üzerindeki etkinliği bilinmektedir. Gürcistan üzerinde etkili olan ABD, Afganistan’da zor durumdadır. Afganistan’da Taliban’ın, Çeçen direnişçilere verdiği desteği kesmesi durumunda ise Rusya’nın ABD’ye karşı Taliban’ı desteklemesi söz konusu olacaktır. ABD ile Rusya arasında keskin hatlarla belirginleşen görüş ve çıkar ayrılıkları bulunduğu için, Rusya’nın ABD’ye Afganistan’da zarar vermek istemesi yüksek bir ihtimaldir. Böyle bir durumda ise ABD, Rusya’nın “yumuşak karnı” olarak değerlendirilebilecek Kuzey Kafkasya’da istikrarsız bir ortam yaratmak ve Rusya’ya bir nevi gözdağı vermek isteyebilir. Haziran ayı içinde organize olarak gerçekleştirilen bu suikastlar gözdağının bir parçasıdır.

 

Bu noktada karşımıza çok bilinmeyenli bir denklem çıkmaktadır. Önümüzdeki dönemde mevcut olayların ne yönde gelişeceği ise, bu ihtimaller arasında daha net bir seçim yapmamızı sağlayacak en önemli unsurdur.

 

Halit GÜLŞEN