Türk-Rus İlişkilerinde Enerjinin Önemi Artıyor

putinErdogan

Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin, 6 Ağustos’ta bir günlük resmi ziyaret için Ankara’ya gelmektedir.

Rusya Federasyonu-Türkiye arasındaki ilişkilerin temelini 1992 tarihli “lişkilerin Esasları Hakkında Anlaşma” belirlemektedir. 2001 yılında iki ülke arasında Dışişleri Bakanları düzeyinde “Avrasya İşbirliği Eylem Planı” imzalanmıştır. Putin’in Aralık 2004’te gerçekleştirdiği Ankara ziyareti sırasında imzalanan Ortak Deklarasyon’da da “Çok Boyutlu Güçlendirilmiş Ortaklık” hedefi belirlenmiştir. 2007 yılında Türkiye’de gerçekleştirilen Rus Kültür Yılı ve 2008 yılında Rusya Federasyonu’nun gerçekleştirilen Türk Kültür Yılı ile ikili kültürel ilişkiler de canlılık sağlanmıştır.

Rus turistler Türkiye’ye giriş yaparken vizeleri sınır kapısında alabilmekte, Türkiye’de Rusça radyo yayınları yapılmakta, Rusça gazete çıkmakta, Rusça eğitim-öğretim yapan okullar bulunmaktadır. Türkiye Rus turistler için en çok tercih edilen ülke konumundadır. 2008 yılında yaklaşık 3 milyon Rus turist Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Türkiye’ye gelen turist sayısı açısından da Rusya Federasyonu, Almanya’nın ardından ikinci sıradadır. Ancak, Mayıs 2009 itibarıyla Rusya Federasyonu’ndan Türkiye’ye gelen turist sayısında (340.373), bir önceki yılla karşılaştırıldığında yüzde 11,82’lik bir azalma olmuştur. 2009 yılı Ocak-Mayıs ayları arasında Rusya Federasyonu'ndan giden turistlerin Türkiye’yi ziyaret eden toplam turistler içindeki payı yüzde 7,12'dir. Geçen yıl aynı dönemde bu pay yüzde 8,80 olarak gerçekleşmiş olup, Rusya Federasyonu’nun Türkiye’deki turizm pazarındaki payı yüzde 1,68 oranında azalmıştır.

Karadeniz’de iki ülke arasında tam bir uyum bulunmaktadır. KEİ, Blackseafor, Karadeniz Uyum Harekatı çerçevesinde Karadeniz’de örnek bir işbirliği yürütülmektedir.

1990’lı yıllardan bu yana Rusya Federasyonu ile Türkiye arasındaki dış ticaret hacmi istikrarlı bir şekilde artmış, 2006 yılında 20,7 milyar dolara yükselmiştir. 2007 yılında 2008 için belirlenen 25 milyar dolarlık hedef aşılarak 28 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşılmıştır. 2008 yılında Rusya Federasyonu, 38 milyar dolarlık (6,5 milyar doları ihracat; 31,3 milyar doları ise ithalat) ikili dış ticaret hacmiyle Türkiye’nin birinci sıradaki ticaret ortağı konumuna yükselmiştir. Türkiye de, Rusya Federasyonu’nun yedinci ticaret ortağı (4. büyük ihracat pazarı) olmuştur. Ancak, Türkiye’nin ikili dış ticaret açığı 2008 yılında 24 milyar doları (Türkiye’nin genel dış ticaret açığının yüzde 34’ü) aşmıştır. Türk yatırımcıların Rusya Federasyonu’ndaki doğrudan yatırımlarının tutarı 6 milyar doları geçmiştir. Rusların Türkiye’deki yatırımlarının da 4 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Türk müteahhitleri tarafından Rusya Federasyonu’nda şimdiye kadar üstlenilen işlerin toplam değeri 30 milyar doları bulmuştur. Türk müteahhitlerinin 2007 yılında Rusya Federasyonu’nda aldıkları yeni işlerin toplam değeri ise 6 milyar Dolara ulaşmış olup, bu rakam önceki yıllara kıyasla bir rekordur.

Türkiye, ithal ettiği doğal gazın yaklaşık yüzde 62’sini, petrolün ise yüzde 32’sini Rusya Federasyonu’ndan sağlamaktadır. Bu nedenle, Rusya Federasyonu Türkiye’nin enerji alanında en büyük ortağı konumundadır. Türkiye, 2008 sonu itibariyle, Rusya Federasyonu’ndan 23,8 milyar metreküp (10,1 milyar metreküpü Mavi Akım hattından, kalanı Balkan hattından) doğalgaz ithal etmiştir. Bu nedenle, Türkiye, Almanya’dan sonra Rusya Federasyonu’ndan en fazla doğalgaz ithal eden ikinci Avrupa ülkesidir. Türkiye’nin Rusya Federasyonu’ndan yıllık petrol ithalatı da 7-9 milyon ton civarındadır. (2007 yılında 9,3 milyon ton, 2008 yılında yaklaşık 7 milyon ton).

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, 12-15 Şubat 2009 tarihleri arasında Rusya Federasyonu’na gerçekleştirdikleri ziyaret, bu ülkeye Türkiye’den gerçekleştirilen ilk devlet ziyareti olması, ziyaretin Türkiye’nin tarihsel ve kültürel bağları olan Tataristan Cumhuriyeti’ni de kapsaması ve Tataristan’a Cumhurbaşkanı düzeyinde Türkiye’den yapılan ilk resmi ziyaret olması itibarıyla ayrı bir önem arz etmişti. Başbakan Erdoğan da 15-16 Mayıs 2009 tarihlerinde, Vladimir Putin’in daveti üzerine Soçi’yi ziyaret etmişti. Soçi görüşmesinin hemen ardından Putin’in sadece birkaç saatliğine İstanbul’a gelerek enerji konuları üzerine görüşmeler yaptığı haberi kulislerde dolaşmış, ancak bu haber doğrulanamamıştı.

Rusya Federasyonu doğal gaz zenginliğine karşılık bu zenginliğini Avrupa’ya pazarlayabilmek için Ukrayna güzergahını kullanmak zorunda kalmaktadır. Karadeniz’in altından boru hattı döşemek ise halen pahalı bir seçenektir. Bulgaristan’ın tamamen Avrupa-Atlantik dünyasına kayması da Güney Akım projesi için Rusya Federasyonu’nun Karadeniz-Bulgaristan hattını kullanmasının mantığını zayıflatmaya başlamıştır. Bu nedenle, Rusya Federasyonu’nun Mavi Akım 2 projesi ile Nabucco projesine doğal gaz vermesi ve böylece Nabucco’nun Rusya Federasyonu’nu tamamlayıcı bir projeye dönüşmesi daha mantıklı bir yol olarak görünmektedir. Bilindiği üzere Rus devlet adamları çok sık Türkiye’yi ziyaret etmemektedir. Bu nedenle, Putin’in Ankara ziyareti nükleer enerjiyi de kapsayacak şekilde iki ülke arasında enerji sektöründe yeni bir sayfanın açılacağı haberini vermektedir.

Hasan Kanbolat