İdealistler, Oportünistler, Bozguncular

Siyasî, içtimai ve milli hareketler objektif bir takım şartların mahsulüdür. Coğrafî, iktisadî kavmî, kültürel ve tarihî amillerin birleşip kaynaşması ve gelişip şekillenmesi neticesinde, yaşanan zamanın hâkim ruhuyla müvazi olarak muayyen hareketler doğar.
Objektif şartlarla ilgili bulunan bu hareketlerin oluş sıralarını anlamak ve bu oluşu, muayyen aksiyonlarla istenilen istikamette olgunlaştırabilmek için, hareketlerin sevk ve idaresi sübjektif bir takım amillere muhtaçtır.
Siyasi olsun, içtimai olsun, bütün hareketlerin teşkilatlanma­sında müşahade olunan fikir, anlayış ve metod ayrılıkları süb­jektif amillerin objektif şartlara, diğer tabirle, yaşanan devirde mevcut realitelere ne dereceye kadar uyup uymadığını takdir farkından ileri gelir.
Hareketleri idare edenlerden bir kısmı, idelere ve ide sistem­lerine ehemmiyet verir, tarihin inkişâf şartlarına ayak uydurmak zaruretiyle kendilerine, ilmî esaslara istinâden bir sistem düşünür ve sistemdeki esaslara sadık kalarak hareket ederler. Bunlar idealistlerdir.
İdealistler, tarihteki reel vâkıaları ihmal etmemekle beraber, bu realist1erin istenilen ideal istikamette inkişafını temin için ge­reken tedbirleri alırlar.
Buna mukabil, oportünistler vardır ki, bunlar tarihin seyri ve varılacak hedefle fazla meşgul olmadan, o gün hemen bir rol oynamak için, sübjektif unsuru gözönünde bulundurarak kendile­rini akıntıya bırakırlar. Akıntının, kâfileyi, istenilen sahilden baş­ka bir yana götürüp götürmemesiyle fazla ilgilenmezler.
Mefkûreci realizm ile oportünist realizm arasında muayyen zaman, mekân ve şartlar dahilinde, teşriki mesaî imkanı tasavvur olunabilirse de, içtimaî hareketlerde marazî bir hal alan bozgun­culukla hiç bir zaman işbirliği yapılamaz. Hüsnüniyetten âri olup, faaliyete ancak inkâr ve ihlâl maksadiyle girişenlere bozguncu denilir. Bunların ne objektif görüşleri, ne tarafsız tahlilleri, ne de müsbet proğramları olur. Onlar sadece mevcudu yıkmaktan zevk alırlar.
İdealistlere de oportünistlere de, bozgunculukla mücadele et­mek müşterek bir vazıfedir.
(Azerbaycan Dergisi, Aralık/1954, Sayı:33)